Öne Çıkan Yayın

Eğer...

Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü ve bunun sebebini senden bildikleri zaman sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybet...

İLETİŞİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İLETİŞİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2017 Cuma

Marmaris, Selimiye, Bozburun :)


Tertemiz bir deniz, kuş sesleri, dinginlik, samimiyet, kısacası huzurun adresi Selimiye..

Tuhaf bir şekilde, görür görmez bizi kucakladı sanki burası, 

kendi evimize, köyümüze gelmişiz gibi hissettik.





Konaklama tercihimiz Losta Sahil Evi...
Odamızın manzarası muhteşemdi.







yaşasın yağmur ☔🌈
yağmur delisi bir insan olarak Selimiye' de de yağmurla karşılaşmam Allah'ın lütfu







ve lezzet duraklarımız

sev_all
her gün için farklı bir menüleri var.
yediğimiz her şey çok lezzetliydi o ayrı ama fırınlanmış sebzeli domates çorbası efsaneydi..
Seval Şef harikalar çıkarıyor, bi uğrayın derim.



tabii ki badem mantı


paprika cafede haşhaşlı tatlı 


losta tatlıcısı



Buradaki her şey Galip Ustanın eseri.. keçi peynirli losta tatlısı ise tamamen buraya özgü..
Galip Ustanın samimiyeti ve hoş sohbeti ise ayrıca keyifliydi.

Bozburun' un sakinliği 😍





Marmaris Kaleiçi Sokaklarının Güzelliği









5 Eylül 2016 Pazartesi

ETKİN ZAMAN YÖNETİMİ İÇİN PLANLAMANIN ÖNEMİ



Zaman yönetimi eğitimlerine, genellikle aynı soru ile başlanır: Kaçınızın yapacaklarınızın tamamı için yeterli zamanı var? Çoğunlukla, kimse el kaldırmaz. Genellikle yeterince zamanımız yoktur ve işlerimizi yetiştiremeyiz. Bunun anlamı, her güne yapacaklarımızın tamamını bitiremeyeceğimizi düşünerek başladığımızdır. Aslında, hepimizin sahip olduğu zaman aynıdır. Ancak bu, pek azımız için yeterlidir.


Oysa zaman demokratiktir. Zaman hepimizin sahip olduğu ve tamamıyla eşit olarak sahip olduğu en değerli varlıktır. Trilyoner olan da, ekmek parasını zor çıkaran da, bir gün içinde 24, haftada 168, yılda 8.760 saate sahiptir. Zamanı satın veya ödünç alamazsınız, başkalarından isteyemezsiniz. Zamanın yerine hiçbir şey konulamadığı gibi, bir kez israf edildi mi yeniden kazanılamaz.


Zamanımızı nasıl harcayacağımız ise stratejik bir karardır. Etkin olabilmesi için etkin bir biçimde kullanılması gerekir. Başa dönecek olursak, tüm işlerimizi tamamlamak için gerçekten yeterli zamanımız yok mu? Burada sorun gerçekten zamanın yetmemesi mi?

Kişisel zaman yönetiminin olmadığı hallerde işleri yetiştirmek için son dakika koşturmaları, aynı saate konulan çifte randevular, üretkenlikten uzak geçirilen günler ve aniden patlak veren krizler sıkça görülür. Böyle bir ortamda da stres ve performans düşüklüğü kaçınılmazdır. Aslında sorun hedeflerimizin belirsiz olması, önceliklerimizin iyi sıralanamamasından başka bir şey değildir. 

Zira planlayabileceğimiz şey zaman değil sadece ve sadece kendimizizdir.

Zamanı yönetmek için;

1.Adım: Hedefleri belirleyip, önceliklendirin.

Edinebileceğimiz en önemli zaman yönetimi becerilerinden biri öncelikleri bilmek ve bunları sıralayabilmektir. Olayın özünde basit bir bakış açısı değişikliği yatar: İş yapıyor olma üzerine değil, sonuç üzerine yoğunlaşmak.


2.Adım: Bir plan hazırlayın.

İşinize başlamadan önce, boş bir kağıt parçası alın ve gününüzü başarılı kılacak neler yapacağınıza karar verin ve onları yazın. Daha sonra önceliklendirmenize uygun olarak takviminize yerleştirin.

Zamanımızı para gibi düşünüp bütçesini çıkarabiliriz. Herhangi bir konu üzerinde bir saat harcamayı planlayabiliriz. Ancak bu noktada para ile zaman arasında büyük fark vardır. Cüzdanınızdaki parayı harcarken içinden şu 5 lirayı mı çıkarayım yoksa bu 5 lirayı mı diye düşünmeyiz. Hepsi aynıdır. Fakat iki farklı saat hiçbir şekilde aynı değildir. Bazı işleri belli bir saatte yapmak mümkünken diğer saatlerde mümkün değildir. O yüzden, bir şey yapacaksanız, onu yapmayı seçtiğiniz zaman önemlidir. Bunu yapmak için en iyi zaman ne? diye sorup işleri ona göre planlamak gerekir. En zor ve en önemli işlerinizi günün başına yerleştirin ve önem derecesine göre sıralayın.

3.Adım: Gözden Geçirin ve Yeniden Odaklanın

Gün içinde her saatte 1 dakikanızı yeniden odaklanmaya ayırın. O bir dakika içinde kendi kendinize son saatinizin etkin olup olmadığını ve gelecek saatinizi nasıl geçireceğinizi sorun. Gününüzü saat saat bu şekilde yönetin, saatlerin sizi yönetmesine izin vermeyin.

Gün sonunda gününüzü gözden geçirin. Neler yaptınız? Nelere odaklandınız? Hangi noktalarda zorlandınız? Yarınınızı daha üretken ve verimli kılacak neler öğrendiniz? Ve günün sonunda en yüksek önceliğiniz nedir?

4.Adım: Zaman Tuzaklarınızı Bulun ve Yok Edin.

Zaman kaybettiren işlerin, diğer bir ifadeyle zaman tuzaklarının belirlenmesi etkin zaman yönetimi açısından büyük önem taşımaktadır. Belli başlı zaman tuzakları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Plansızlık: Yeterince zamanınız olmadığı ya da özgürlüğünüzün kısıtlanacağı düşüncesiyle bu çok önemli faaliyeti ihmal etmeyin. Önce işi analiz edip nasıl yapılacağını tasarlayarak, uygulamaya alın.

Basit hatalar: Bir işi doğru dürüst yapmaya vakit bulamazsanız, tekrar tekrar yapmaya vakit bulursunuz. Üstlendiğiniz işi bir kerede, gerektiği gibi yapmaya dikkat edin.

Ertelemek: İsteyerek veya farkında olmadan bazı işleri tamamlamanın sürekli ertelenmesi. Öncelikli bir işi, daha az önceliği olan bir diğeri ile değiştirmeyin.

Gruplandırmama: Bir işten diğerine geçerken harcanan zaman kayıplarını gözden kaçırmayın. Benzer işleri gruplandırarak bir arada yapmaya çalışın.

Yetki Vermemek: Yetki devri ile yöneticilerin belirli işleri başkalarına vererek önemli işlere daha fazla ve kaliteli zaman ayırmaları mümkün olabilmektedir. Yetki devri daha çabuk harekete geçme, hızlı ve daha iyi kararların alınmasını sağlar.

Hayır Diyememek: Etkin zaman yönetimi konusunda en etkili yöntemlerden birisi gerektiğinde ‘hayır’ diyebilmektir. İşe yaramayan görüşmelere ‘hayır’ diyemeyen ve başkalarının ricalarıyla kendi işlerinin dışındaki işleri yapanlar, kendi işlerini yapmak için yeterli zamanı bulamayacaklardır. 

Dağınıklık/Düzensizlik: Karışıklık ve düzensizlik bireyin iş üzerindeki kontrolünü kaybetmesine, verimliliğinin azalmasına, dikkatinin dağılmasına, yorgunluğa, strese ve dolayısıyla zaman kaybına neden olmaktadır.

Telefon/e-posta: Telefon ve e-postalar doğru kullanıldığında zaman tasarrufu için önemli bir araç olmakla birlikte bazılarımız için başta gelen zaman kaybıdır. Telefonda konuşurken sözü fazla uzatmadan sadede gelmeye ve lafı toparlamaya çalışın.

Takım Çalışması/İletişim Eksikliği: Çalışanlar arasında işbirliğinin zayıflığı, çeşitli gruplaşmalar ve çatışmaların varlığı ve işte yoğunlaşmayı sağlayamamaları, geç karar alınması ya da kararsızlık, etkin bir iletişim sisteminin oluşturulamaması da zaman tuzaklarından biridir.

İletişim ve talimat yetersizliği yanında geribildirim olmaması: Yapılan işin etkisini görmek anlamında kullanılan geribildirimin olmaması birçok işi gereksiz yere tekrarlamamıza yol açar. Örneğin, asansörde gideceğiniz katın düğmesine basınca ışık yanıyorsa, bir daha o düğmeye basma gereği duymazsınız. Oysa bu ışık tertibatının olmadığı asansörlerde insanların aynı düğmeye acaba algılamadı mı diye defalarca bastıkları tespit edilmiştir. Bu günlük hayatta da böyledir. Yapılacak işe ait talimatların anlaşılıp anlaşılmadığına ya da tamamlanıp tamamlanmadığına yönelik basit geribildirimler önemlidir.


Zamanınızı yönetmek için zamanınız yoksa kendinize sorun: Neden yok? Unutmayın, gittiğimiz yön, gidiş hızımızdan daha önemlidir. Sabah evden çıktığımızda farkında olsak da olmasak da nereye gideceğimizle ilgili bir hedefimiz vardır ve bu hedef doğrultusunda hareket ederiz. Bu nedenle; üşenmeyin, ertelemeyin, vazgeçmeyin!


29 Ağustos 2014 Cuma

ÇALIŞAN MEMNUNİYETİ

Günümüz iletişim dünyasında, bilgiye kolay erişilebilmesi ürünlerin kısa zamanda ve kolaylıkla kopyalanmasına neden olmaktadır. Bununla da kalmayıp müşteriler, aynı ya da çok benzer ürünü sunan onlarca alternatifi karşısında görmektedir. (Örnek olarak, bir sokakta 4-5 tane marketi; birbirlerine yakın yerlerdeki büyük alışveriş merkezlerini gösterebiliriz.) Seçeneğin bu kadar çok ve benzer olduğu (fiyat, ürün çeşidi, teknoloji, ulaşılabilirlik vb.) bir ortamda müşterilerin de beklentileri yükselmektedir. Müşterinin kalite beklentisindeki bu yükselme, müşterinin beklentilerinin -zaten her yerde bulabildiği- somut-maddi beklentilerden; daha sosyal ve insani beklentilere doğru çevrilmesini ifade etmektedir.


Şirketlerin ürünleri, sistemleri, yapısı ve stratejileri kopyalanabilir, ancak güven ortamı ve çalışanların performansı kopyalanamaz. Zira bu saydıklarımız kuruma aittir ve tektir. Çalışan performansı ile çalışan memnuniyeti birbirine sımsıkı bağlıdır. Bu nedenle yürütülen faaliyetlerden maksimum faydayı sağlamanın en kolay yolu çalışanların sesine kulak vermektir.

En son araştırmalar, müşteri memnuniyetini artırmanın ve müşteri sadakati sağlamanın en sağlıklı yolunun, önce mutlu ve çalıştığı kuruma bağlı çalışanlardan geçtiğini gösteriyor. Artan çalışan memnuniyeti, hemen müşteri cephesine yansıyor. Bu bilinçten hareketle müşteri memnuniyeti ve sadakati kadar çalışan memnuniyeti ve sadakati de tüm dünyada kurumların önemle üzerinde durdukları konuların başında geliyor. 

Çalışan memnuniyeti ve sadakati, bir kurumda ilişkilerin sıcak olması, çalışanların yeteneklerini sonuna kadar kullanabilmesi, kendilerine değer verildiğini hissetmeleri, yaptıkları işin ödüllendirilmesi ve işi iyi yapabilmek için gerekli araç-gereçlerin temin edilmesi gibi unsurların olmasıyla sağlanan büyük ölçüde duygusal bir bağdır.

Çalışan memnuniyeti veya memnuniyetsizliğine yol açan etkenler, çalışanın kişiliğine, değer yargılarına, inançlarına, kültürel yapısına bağlı olarak değişiklik gösterir. Her çalışan eğitimi ve alışkanlıkları doğrultusunda çalışacağı ortamın fiziksel ve sosyal şartları için beklentiler oluşturur, yaptığı işin bu özellikleri karşılamasını ister. Çalışandan ise beklenen bir başarı düzeyi vardır, yetenek ve özellikleri uyarınca bu başarıya ulaşması beklenir. Bazı çalışanlar zor işleri tercih ederler, başkalarının yapmakta zorlandığı işi başarmaktan haz duyarlar. Yöneticisinin kendisini beğenmesini, takdir etmesini önemseyen çalışanlar vardır. Çalışanların beklentilerini doğru düzeyde karşılayabilmek için öncelikle beklentileri doğru tespit etmek gerekir.

İşte bu noktada çalışanlarının beklentileri ile kurumun karşılayabileceği çalışan taleplerinin ortak bir noktada buluşturulmasında kullanılabilecek Çalışan memnuniyeti araştırmaları devreye girmektedir. Çalışan memnuniyeti araştırmaları ile çalışanların kurumun uygulamaları konusundaki görüşleri alınarak beklentilerin belirlenmesi ve kaynakların doğru alanlara aktarılması sağlanmaktadır.

Çalışan Memnuniyeti araştırmalarının kuruma sağladığı başlıca faydalar şu şekilde sıralanabilir:
  • Çalışanların motivasyon ve tatmin düzeylerinin belirlenmesi, uygulamaların etkinliğinin ölçülmesi
  • Kurum ile ilgili güçlü ve gelişmesi gereken alanların belirlenmesi
  • Çalışanların değişime olan ilgilerinin tespit edilmesi
  • Analizler sonucunda somut verilere ulaşılması
  • Çalışan önerilerinin alınması
  • Kuruma ve araştırma sonuçlarına göre en uygun faaliyet planlarının hazırlanması


Çalışan Memnuniyeti yapılan iş, çalışma ortamı, iletişim ve işbirliği gibi pek çok konu ile ilgili memnuniyet anlamına gelir. Çalışan memnuniyeti araştırmalarında temel alınan en önemli nokta ise çalışanların görüşlerini rahatça ve olduğu gibi aktarabilecekleri bir ortamın sağlanmasıdır.

Çalışma ortamının fiziksel şartları; iş ortamının aşırı soğuk veya aşırı sıcak olması gibi değişkenler çalışan memnuniyetini belirli sınırlar içinde etkilemektedir. İşletmelerde çalışanlar arasındaki iletişim ayrı bir tatmin unsurudur. İyi iletişimden kasıt, çalışanlar arası duygu ve bilgi bütünlüğünün sağlanmasıdır. Çalışanın başarılı bir grup içinde yer alması, hayat görüşü kendisine uygun insanlarla birlikte çalışması memnuniyeti artırmaktadır. Çalışan, işletmenin kendisine değer verdiğini, işini yapmak için gerekli niteliklere sahip olduğunu bilirse daha kolay tatmin olur. İş güvencesinin varlığı, çalışan memnuniyetini arttırdığı gibi yönetimi de kolaylaştırır.

Çalışan Memnuniyeti araştırmalarının sonuçlarının çalışanlarla paylaşılması, şirket yönetiminin bu araştırmaların sonuçlarını önemli bilgi kaynakları olarak ele aldıklarını göstermektedir. Sonuç paylaşımları çalışanlara genel görüş içerisinde kendi görüşlerinin yerini görmeleri ve beklentilerini diğer çalışanlarla karşılaştırmaları fırsatını vermektedir. Çalışanlardan elde edilen görüşler doğrultusunda yönlendirilen iyileştirme uygulamaları çalışanların yönetime katılımına fırsat vererek çalışan motivasyonunu ve bağlılığını olumlu yönde etkilemektedir.


Unutulmaması gereken en önemli unsur ise karşılıklı sevgi, saygı, sabır ve sadakatin olduğu her kuruluşun başarıya daha çabuk ulaşacağıdır.

Aralık 2008