"Gerçek iç huzuru yaptıklarınızla, inandıklarınız aynı çizgide olduğunda mümkün olur." Mevlana
Öne Çıkan Yayın
Eğer...
Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü ve bunun sebebini senden bildikleri zaman sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybet...
INSPIRATION etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
INSPIRATION etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Eylül 2020 Cuma
27 Kasım 2018 Salı
Bozcaada - Ada Kafası
Bazı yerlerin ayrı bir ruhu var.
İnsanı içine çekiyor. Rahatlatıyor.
Yüzünüze bir gülümseme, içinize bir ferahlık bırakıyor ki aldığınız her nefesin hakkını verin.
Yavaşlayın.
Hafifleyin.
Bozcaada işte tam da böyle bir yer.
İyi ki var.
İyi ki böyle hissettiriyor.
İnsanı içine çekiyor. Rahatlatıyor.
Yüzünüze bir gülümseme, içinize bir ferahlık bırakıyor ki aldığınız her nefesin hakkını verin.
Yavaşlayın.
Hafifleyin.
Bozcaada işte tam da böyle bir yer.
İyi ki var.
İyi ki böyle hissettiriyor.
Ada Sokakları
Anlatmaya gerek yok muhteşem. Her biri bir tablo gibi.
Ellerin cebinde kaybol gitsin...
Plajlar
Açık ara en iyi plaj bana göre Ayazma Plajı. Mavinin her tonunu görebileceğiniz deniz muhteşem.
Belediye tarafından işletiliyor. Tesis yok, saçma sapan müzikler yok!
Sulubahçe ayrı bir güzellik. Çok sakin.
Burada işletme olmadığı için her şeyinizi kendiniz getirmeniz gerekiyor.
Bu yıl yaptığım en güzel şeylerden biri yağmur altında Sulubahçede yürümek ve deniz kabuğu toplamak oldu.
Etrafa çöp atabilen akıl ve vicdan yoksunu kimseler maalesef her yerde. Keşke onlar hiç evlerinden çıkmasalar ya da en fazla AVM'lere falan gitseler.
Ayazma Plajı
Sulubahçe
Günbatımı - Polente!
Anlatılamaz derecede güzel. Rüzgar gülleri, kekik kokusu, dalgaların sesi, günbatımı..
Akşamları merkezden kalkan minübüslerle ada içinde kısa bir tur sonrası fenere gidilebiliyor. Gün batımından sonra da aynı ekip geri dönüyorsunuz.
Üzüm Bağları
Ayazma yolunda adada yetiştirilen üzüm türlerini görebileceğiniz 1 km'lik güzel bir bağ yolu var..
Ada'nın Lezzet Durakları
Ege yemeklerinin özü basit ama lezzetli olması bence. Önemli olan sohbet muhabbet abartmaya gerek yok yani :)
Ayazma Plajı'nın yanı başındaki Vahit'in Yeri'nde zeytinyağlılar
Merkez'de E La Pizza ve muhteşem rokalı, kuru domatesli, cevizli salatası
Veli Dede ve Çiçek Pastanesinde kurabiyeler
Kahverengi, Shelter ve Kafa Kafe'de kahve
Çınaraltında simit - çay
Ada Kafe'de gelincik şerbeti
Bozcaada böyle huzurlu ve güzel kalsın diye lütfen dikkat!
Son olarak;
- adayı özledikçe 2018 yılı şarkısı ilan ettiğim Candan Erçetin Hafif klibi, bi küçük eylül meselesi, güle güle ve eyvah eyvah filmleri izlenebilir :)
4 Aralık 2017 Pazartesi
8 Eylül 2016 Perşembe
5 Eylül 2016 Pazartesi
ETKİN ZAMAN YÖNETİMİ İÇİN PLANLAMANIN ÖNEMİ
Zaman yönetimi eğitimlerine, genellikle aynı soru ile başlanır: Kaçınızın yapacaklarınızın tamamı için yeterli zamanı var? Çoğunlukla, kimse el kaldırmaz. Genellikle yeterince zamanımız yoktur ve işlerimizi yetiştiremeyiz. Bunun anlamı, her güne yapacaklarımızın tamamını bitiremeyeceğimizi düşünerek başladığımızdır. Aslında, hepimizin sahip olduğu zaman aynıdır. Ancak bu, pek azımız için yeterlidir.
Oysa zaman demokratiktir. Zaman hepimizin sahip olduğu ve tamamıyla eşit olarak sahip olduğu en değerli varlıktır. Trilyoner olan da, ekmek parasını zor çıkaran da, bir gün içinde 24, haftada 168, yılda 8.760 saate sahiptir. Zamanı satın veya ödünç alamazsınız, başkalarından isteyemezsiniz. Zamanın yerine hiçbir şey konulamadığı gibi, bir kez israf edildi mi yeniden kazanılamaz.
Zamanımızı nasıl harcayacağımız
ise stratejik bir karardır. Etkin olabilmesi için etkin bir biçimde
kullanılması gerekir. Başa dönecek olursak, tüm işlerimizi tamamlamak için
gerçekten yeterli zamanımız yok mu? Burada sorun gerçekten zamanın yetmemesi
mi?
Kişisel zaman yönetiminin
olmadığı hallerde işleri yetiştirmek için son dakika koşturmaları, aynı saate
konulan çifte randevular, üretkenlikten uzak geçirilen günler ve aniden patlak
veren krizler sıkça görülür. Böyle bir ortamda da stres ve performans düşüklüğü
kaçınılmazdır. Aslında sorun hedeflerimizin belirsiz olması, önceliklerimizin
iyi sıralanamamasından başka bir şey değildir.
Zira planlayabileceğimiz şey zaman değil sadece ve sadece kendimizizdir.
Zamanı yönetmek için;
1.Adım:
Hedefleri belirleyip, önceliklendirin.
Edinebileceğimiz en önemli zaman
yönetimi becerilerinden biri öncelikleri bilmek ve bunları sıralayabilmektir.
Olayın özünde basit bir bakış açısı değişikliği yatar: İş yapıyor olma üzerine
değil, sonuç üzerine yoğunlaşmak.
2.Adım:
Bir plan hazırlayın.
İşinize başlamadan önce, boş bir
kağıt parçası alın ve gününüzü başarılı kılacak neler yapacağınıza karar verin
ve onları yazın. Daha sonra önceliklendirmenize uygun olarak takviminize
yerleştirin.
Zamanımızı para gibi düşünüp
bütçesini çıkarabiliriz. Herhangi bir konu üzerinde bir saat harcamayı
planlayabiliriz. Ancak bu noktada para ile zaman arasında büyük fark vardır.
Cüzdanınızdaki parayı harcarken içinden şu 5 lirayı mı çıkarayım yoksa bu 5
lirayı mı diye düşünmeyiz. Hepsi aynıdır. Fakat iki farklı saat hiçbir şekilde
aynı değildir. Bazı işleri belli bir saatte yapmak mümkünken diğer saatlerde
mümkün değildir. O yüzden, bir şey yapacaksanız, onu yapmayı seçtiğiniz zaman
önemlidir. Bunu yapmak için en iyi zaman ne? diye sorup işleri ona göre
planlamak gerekir. En zor ve en önemli işlerinizi günün başına yerleştirin ve
önem derecesine göre sıralayın.
3.Adım:
Gözden Geçirin ve Yeniden Odaklanın
Gün içinde her saatte 1
dakikanızı yeniden odaklanmaya ayırın. O bir dakika içinde kendi kendinize son
saatinizin etkin olup olmadığını ve gelecek saatinizi nasıl geçireceğinizi sorun.
Gününüzü saat saat bu şekilde yönetin, saatlerin sizi yönetmesine izin
vermeyin.
Gün sonunda gününüzü gözden
geçirin. Neler yaptınız? Nelere odaklandınız? Hangi noktalarda zorlandınız?
Yarınınızı daha üretken ve verimli kılacak neler öğrendiniz? Ve günün sonunda
en yüksek önceliğiniz nedir?
4.Adım:
Zaman Tuzaklarınızı Bulun ve Yok Edin.
Zaman kaybettiren işlerin, diğer
bir ifadeyle zaman tuzaklarının belirlenmesi etkin zaman yönetimi açısından
büyük önem taşımaktadır. Belli başlı zaman tuzakları aşağıdaki gibi
sıralanabilir:
Plansızlık: Yeterince zamanınız olmadığı ya da
özgürlüğünüzün kısıtlanacağı düşüncesiyle bu çok önemli faaliyeti ihmal etmeyin.
Önce işi analiz edip nasıl yapılacağını tasarlayarak, uygulamaya alın.
Basit hatalar: Bir işi doğru dürüst yapmaya
vakit bulamazsanız, tekrar tekrar yapmaya vakit bulursunuz. Üstlendiğiniz işi
bir kerede, gerektiği gibi yapmaya dikkat edin.
Ertelemek: İsteyerek veya farkında olmadan
bazı işleri tamamlamanın sürekli ertelenmesi. Öncelikli bir işi, daha az
önceliği olan bir diğeri ile değiştirmeyin.
Gruplandırmama: Bir işten diğerine geçerken
harcanan zaman kayıplarını gözden kaçırmayın. Benzer işleri gruplandırarak bir
arada yapmaya çalışın.
Yetki Vermemek: Yetki devri ile yöneticilerin
belirli işleri başkalarına vererek önemli işlere daha fazla ve kaliteli zaman
ayırmaları mümkün olabilmektedir. Yetki devri daha çabuk harekete geçme, hızlı
ve daha iyi kararların alınmasını sağlar.
Hayır Diyememek: Etkin zaman yönetimi konusunda
en etkili yöntemlerden birisi gerektiğinde ‘hayır’ diyebilmektir. İşe yaramayan
görüşmelere ‘hayır’ diyemeyen ve başkalarının ricalarıyla kendi işlerinin
dışındaki işleri yapanlar, kendi işlerini yapmak için yeterli zamanı
bulamayacaklardır.
Dağınıklık/Düzensizlik: Karışıklık ve düzensizlik
bireyin iş üzerindeki kontrolünü kaybetmesine, verimliliğinin azalmasına,
dikkatinin dağılmasına, yorgunluğa, strese ve dolayısıyla zaman kaybına neden
olmaktadır.
Telefon/e-posta: Telefon ve e-postalar doğru
kullanıldığında zaman tasarrufu için önemli bir araç olmakla birlikte
bazılarımız için başta gelen zaman kaybıdır. Telefonda konuşurken sözü fazla
uzatmadan sadede gelmeye ve lafı toparlamaya çalışın.
Takım Çalışması/İletişim
Eksikliği:
Çalışanlar arasında işbirliğinin zayıflığı, çeşitli gruplaşmalar ve
çatışmaların varlığı ve işte yoğunlaşmayı sağlayamamaları, geç karar alınması
ya da kararsızlık, etkin bir iletişim sisteminin oluşturulamaması da zaman
tuzaklarından biridir.
İletişim ve talimat yetersizliği
yanında geribildirim olmaması:
Yapılan işin etkisini görmek anlamında kullanılan geribildirimin olmaması
birçok işi gereksiz yere tekrarlamamıza yol açar. Örneğin, asansörde gideceğiniz
katın düğmesine basınca ışık yanıyorsa, bir daha o düğmeye basma gereği
duymazsınız. Oysa bu ışık tertibatının olmadığı asansörlerde insanların aynı
düğmeye acaba algılamadı mı diye defalarca bastıkları tespit edilmiştir. Bu
günlük hayatta da böyledir. Yapılacak işe ait talimatların anlaşılıp
anlaşılmadığına ya da tamamlanıp tamamlanmadığına yönelik basit geribildirimler
önemlidir.
Zamanınızı yönetmek için
zamanınız yoksa kendinize sorun: Neden yok? Unutmayın, gittiğimiz yön, gidiş
hızımızdan daha önemlidir. Sabah evden çıktığımızda farkında olsak da olmasak
da nereye gideceğimizle ilgili bir hedefimiz vardır ve bu hedef doğrultusunda
hareket ederiz. Bu nedenle; üşenmeyin, ertelemeyin, vazgeçmeyin!
2 Eylül 2016 Cuma
29 Haziran 2016 Çarşamba
Zamanın Durduğu Yer: SAFRANBOLU
25 Ocak 2016 Pazartesi
18 Eylül 2015 Cuma
2 Ocak 2015 Cuma
YENİLİKÇİLİK VE DEĞİŞİM
“Başarıyla
büyüyen bir organizasyonun bileşenlerinde yüksek derecede sistem ve istikrar,
az ama önemli miktarda çalkantı öğesi olmalıdır. Bu
çalkantının kaynağı yeniliktir.” Roger
La Salle
Yenilik
bugün ister bireysel, ister kurumsal, ister ulusal düzeyde düşünelim, herkesin
gündeminde olan bir konudur. Yenilikçilik, karenin dışında, planlı ve basit
düşünmeyi, bugünün ve güncel becerilerin ötesine bakmaya çalışmayı gerektirir.
Yenilikçilik
kavramı basit ve açıktır. Bir fikir üretmek ya da
yeni bir yol çizebilmek için önemli üniversitelerden önemli diplomalara ya da
pahalı eğitim sertifikalarına sahip olmanız gerekmez. Çünkü iyi bir fikri kimin
ürettiği çok da önemli değildir.
Elbette
ki, yenilikçilik sadece yeni bir fikir üretilmesi değildir. Asıl önemli nokta,
fikrin uygulamaya geçirilmesidir. Tarihteki en büyük keşifler şaşırtıcı
derecede basit ve açıktır. Ancak, kabul etmek gerekir ki, açık olan bir şeyi
bile ortaya çıkarmak emeğe, üzerinde çalışmaya ve belki de en önemlisi
gerçekten istekli olmaya gereksinim duyar.
Peki,
bizi harekete geçirerek, birdenbire yenilikçi kılacak olan şeyler neler
olabilir? Harekete geçmemizi sağlayan çağrılar neler olabilir?
Bir
ürünün, şirketin fırsatlarını genişletmek için üretilen fikirleri tohumlara
benzetebiliriz. Bildiğiniz gibi, tohumlar bir bitkiyi oluşturan temel
maddelerdir. Yeni düşünceyi ve değer katacak yenilikleri harekete geçirebilmek
için tohumlar serpilmesi gerekir.
İlk
tohum; değişimdir. Yeniliğin ilk, tam ve doğru anlamı budur. Değer katacak
değişiklikler yapmak, değer katmayan tüm aktivite ve operasyonları elimine
etmektir.
İkinci
tohum; aksesuarlardır. Ürünlere, değer katacak yeni şeyler eklenmesidir.
Halihazırda müşteri taleplerine uygun üretilen ürünlere beklentileri aşan,
tatmini artıran sürpriz unsurların eklenmesidir. Aksesuar sunmak, yeni
müşterilere olduğu kadar, mevcut müşterilere de fazladan satış yapma
girişimidir.
Üçüncü
tohum; tamamlayıcılıktır. Ürünleri satın alan insanların ruh halini düşünerek,
bu ruh halinin bilincinde olarak aynı alanda ek ürünler sunmaktır.
Dördüncü
tohum; genişletmektir. Sahip olduğumuz kaynakların etkin kullanılması ile
fırsatları en üst seviyeye çıkarmanın yollarını aramaktır.
Kaynak:
Yeniyi
Düşünmek, Roger La Salle, Kalder Yayınları,2007 Kasım
5 Haziran 2014 Perşembe
6 Mayıs 2014 Salı
Eğer...
Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;
Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;
Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı
görünmezsen;
Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,
Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,
Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;
Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine
katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını
görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;
Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;
Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde 'dayan' diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;
Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;
Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;
Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;
Yeryüzü ve üstündekiler senindir
Ve dahası
sen bir İNSAN olursun oğlum...
Rudyard Kipling
19 Mart 2014 Çarşamba
Survival...
Survival from BBC Motion Gallery on Vimeo.
The story of survival in the natural world with amazing HD natural history footage.
https://www.bbcmotiongallery.com/
4 Mart 2014 Salı
25 Şubat 2014 Salı
Mr. Happy Man
Mr. Happy Man from Matt Morris Films on Vimeo.
Günaydın, sizi seviyorum, harika bir gün geçirin :)
Günaydın, sizi seviyorum, harika bir gün geçirin :) - See more at: http://www.fikiratolyesi.com/page/2/#sthash.oFJS0txl.dpufGünaydın, sizi seviyorum, harika bir gün geçirin :) - See more at: http://www.fikiratolyesi.com/page/2/#sthash.oFJS0txl.dpuf
Günaydın, sizi seviyorum, harika bir gün geçirin :)
Günaydın, sizi seviyorum, harika bir gün geçirin :) - See more at: http://www.fikiratolyesi.com/page/2/#sthash.oFJS0txl.dpufGünaydın, sizi seviyorum, harika bir gün geçirin :) - See more at: http://www.fikiratolyesi.com/page/2/#sthash.oFJS0txl.dpuf
22 Ekim 2013 Salı
ÖMÜR DEDİĞİN...
Bir dede ile torununun konuşmalarına kulak veriyoruz
"Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?" Dede
tatlı bir gülücükle:
"Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum."
deyince torun:
"Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der.
Dede:
"Evet yavrum. ömür, namazsız
ezanla, ezansız namaz arası kadardır." diye cevap
verir.
Torun yeniden sorar:
"Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne
kastettiğini
anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?"
Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:
"Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. O çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezanın namazı
kılındı mı? Kılınmadı. O ezan "Namazsız ezan"dı. insan öldüğü zaman
kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da "Ezansız namaz"dır.
Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu
kulağına.
en sevdiklerimden..
3 Ocak 2011 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Şubat 2008 İletişim; yaradılıştan bu yana olanca karmaşıklığıyla sürüp giden, formüle edilemeyen, iç içe geçmiş ve dinamik bir olgu. İnsan...
-
Tertemiz bir deniz, kuş sesleri, dinginlik, samimiyet, kısacası huzurun adresi Selimiye.. Tuhaf bir şekilde, görür görmez bizi k...
-
Sektör, büyüklük, yapı veya olgunluk düzeyinden bağımsız olarak her kuruluşun başarılı olabilmesi için uygun bir yönetim sistemi kurması ger...







































.jpg)

